Tek Başina Kütahya Deplasmani
Sezon başinda fikstür açiklandiğinda mutlaka gitmem gereken deplasmanlar arasinda Tavşanli Linyitspor maçi da vardi. Ama bir sorun vardi sinav programimla ayni güne denk gelebilirdi. Çünkü sinavlarim 13 Kasim cumartesi günü bitiyordu. Derken maç programi açiklandi ve maç 14 kasim Pazar günüydü. Çok sevindim ve bayram öncesine denk geldiği için yaklaşik 1 ay olmasina rağmen Isparta-Kütahya, Kütahya-Ankara, Ankara-Kayseri otobüs biletimi aldim. Maça gitmek için memleketime biraz daha geç gidecektim ama olsun. Sonuçta ben de memleketim için Kütahya’ya gidecektim.
Derken sinavlarim bitti. Bir gün sonra maç vardi ve ben sinav yoğunluğundan hiç pankart falan yapamamiştim. Hem içimi rahatlatmak hem de elim boş gitmemek için orta boy bir kartona Mavi-Siyah yazdim. Bir de kendi yaptirdiğim büyük boy Erciyesspor bayrağim vardi. O ikisi bir deplasman için yeterliydi. Yola çikarken yanima el çantasi ve büyük boy bir poşet aldim. Poşetin içine ufak tefek çantalarimi, karton dövizimi, bayrağimi falan koydum.
Ve maç günü geldi sabah 08.00 otobüsüne binmek için Isparta otogarina gittim. Otobüs hareket etti benim için kipir kipirdi. O yoğun sinav döneminin ardindan bu deplasman bana terapi gibi geliyordu. Aklimdan aynen şunlar geçiyordu: “Gittiğim otobüs ne güzel. Çok rahat ve son model. Ama ben hâlimden memnun değilim. Keşke yanimdaki 50 kişi Erciyesspor taraftari olsaydi da otobüsün modeli 302 olsaydi…” Bunlari söyledim ardindan bildiğim tezahüratlari içimden söyleyerek yolculuğa devam ettim. Ve sonunda Kütahya otogarina geldik. Servisle şehir merkezine yakin bir noktada indim. Orada stadyuma nasil gidebileceğimi sordum ve elimde bavullarla stada doğru ilerledim. Stada giderken 100 metre önümde bir otobüs polis eşliğinde hareket ediyordu. Biraz hizlandim ama otobüse yetişemedim. Ve tahmin ettiğim gibi o Erciyesspor takim otobüsüymüş. Neyse dedim ve devam ettim stadyuma ilk girenlerden birisi bendim. Stada girdim. Polisler yine tam formundaydi. Bavullarimi tekrar dağitip toplamak zorunda kaldim. Ama bana sökmedi. Sakinca gerginleşmeden tekrar topladim. Çünkü bunu göze almiştim. Bunu tahmin ediyordum. Çantamda bomba olmadiğina inandirabildikten sonra tribüne girdim ve bayrağimi tel örgülere asmaya koyuldum. Ama o da ne? Polis geldi yaka paça tutarak oraya asamazsin dedi. Ama geçen hafta buraya gelen Karşiyaka taraftari tam bu noktaya asti pankartini, nasil yasak oluyor dedim. Onlarda buraya asmadi dedi. Hayir buraya asti dedim. Çünkü televizyonda görmüştüm. Ama sonunda kaybeden taraf her zamanki gibi ben oldum. Yukardaki demirlere asayim diyordum ona da müsaade etmediler. Demirlerden sarkitamazmişim. En sonunda gittim reklam panosunun arkasina astim. Pek görünmüyordu oradan ama olsun yine de o bayrak o stadyumda dalgalanacakti. Maçtan önce takim isinmaya çikti. Benim uzak olduğum kale direğinde isinmaya başladilar. Tribünde olduğumu gören birkaç tane Kütahyali saha görevlisi benimle çok yakindan ilgilendi. Takimi buraya getireceğim dedi. Ben yine de takimin geleceğine inanmiyordum. Daha sonra ayni saha görevlisi gitti çekim yapan TRT kameramanina beni işaret etti. Kameraman da araliksiz 5-10 dakika beni çekti. Bakalim belki çikariz Bank Asya 1. Lig Günlüğü’ne. Ama çokta önemli değil. O tribünde olmak bana yeter fazlasinda gözüm yok. Takim maç öncesi antremanini bitirdi ve bir baktim benim olduğum tribüne doğru gelmeye başladilar. Saha görevlisi sözünü tutmuştu. Futbolcularin geldiğini görünce atkimi açtim hemen ve arkasindan beni alkişlayarak soyunma odasina gittiler. Onlar gittikten sonra farkina vardim. Asil benim onlari alkişlamam gerekiyordu. Çünkü taraftar olan bendim
Maçtan yaklaşik 20 dakika önce bir anda bulunduğum deplasman tribününe akin akin insanlar gelmeye başladi. Şaşirdim. Kim olduklarini sordum. Kapidaki bilet görevlisinin tanidiklariymiş. Kimi destekledikleri de belli değildi. Kimi diyorki ben Kütahyasporluyum kimi bana ayakta durma göremiyorum diyor. Ben de orasinin Erciyesspor tribünü olduğunu hatirlattim ve başka bir şey diyemediler. Maçin başlamasina 10-15 dakika kala Neşter grubu tezahüratlar eşliğinde geldi. Ve yaptiklari güzel pankartlari tel örgülere astilar. Bana astirtmayan amire gittim ve onlar neden tel örgüye asiyor dedim. Birazdan çikaracaklar dedi. Bende yedim
![[Resim: icon_smile.gif]](http://www.tribundergi.com/forum/images/smilies/icon_smile.gif)
Oradaki çifte standartin altinda ezilir inşallah o polis amiri. Maç başlamadan önce tek başima 5-10 dakika boyunca “Erciyes buraya Erciyes buraya” dedim. Ama az önce gelen takim maçtan önce gelmedi. Tribünlere rezil olduğumu düşündüm bir an. Maç başladi bizim takim çok kötüydü. Bir türlü organize olamiyorduk. Neşter grubu anlamsiz yere küfür etmeye başladi. Erciyesspor’a g..veren diyince Tavşanli Linyitspor daha mi iyi oynuyor? Maç atmosferine göre küfürler olur alişkinim da durduk yere de olmasi beni çileden çikartti. İlk yari tatsiz tuzsuz bitti. İkinci yariya iyi başladik. Ama bireysel hatalar zincirinin ardindan golü kalemizde gördük. Yediğimiz gol takimi kendine getirdi. Çok geçmeden beraberliği yakaladik. Beraberlikten sonra da pozisyonlara girdik ama değerlendiremedik. Maçin hakki bana göre beraberlikti ve de öyle bitti. Ben beraberlikten memnundum. Çünkü bu genç ve koşan bir takima karşi en azindan kaybetmedik ve namağlup ünvanimizi devam ettirdik.
Maçtan sonra Kütahya otogarina gittim. Yaklaşik 1 buçuk saat orada bekledikten sonra 17.30 otobüsüyle Ankara’ya gittim. Saat 22.00 civari AŞTİ’ye indim. Buradan otobüsüm 00.00 da kalkacakti. O süre içinde takatim kalmamişti ve çantamin üzerine oturdum. Yorgunluktan olsa gerek yerimden kipirdayamadim. Ve derken oradan da otobüsüm kalkti. Saat 04.30 da Kayseri’ye indim. Ve eve girdiğimda saat tam 05.00 di. Ailem uyumamiş beni bekliyordu. Onlarla hasret giderdim ve bu deplasman da burada bitmişti.
Saygilarimla
Necati BİLDİK
<table class="tablebg" width="100%" cellspacing="1"><tbody><tr> <td class="row3">
Eklentiler: </td> </tr> <tr> <td class="row2">
![[Resim: file.php?id=35098&t=1]](http://www.tribundergi.com/forum/download/file.php?id=35098&t=1)
</td></tr></tbody></table>