| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 1277 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 1271 Ziyaretçi) Applebot, Baidu, Bing, Facebook, Google, Yandex
|
| Son Yazılanlar |
2026-2027 TFF 1.Lig Mardi...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
21.09.2026, 23:29
» Yorum 0
» Okunma 29
|
Mardin 1969 Spor - Kayser...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
21.09.2026, 04:50
» Yorum 0
» Okunma 39
|
Mardin 1969 Spor - Kayser...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
19.09.2026, 17:29
» Yorum 0
» Okunma 37
|
TFF 1.ligde 9-15. Haftala...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
19.09.2026, 02:02
» Yorum 0
» Okunma 35
|
Kayserispor’un 2026-2027 ...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
17.09.2026, 23:03
» Yorum 0
» Okunma 52
|
Kayserispor İstanbulspor’...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
16.09.2026, 23:42
» Yorum 0
» Okunma 45
|
2026-2027 TFF 1.Lig Kayse...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
16.09.2026, 16:27
» Yorum 0
» Okunma 40
|
2026-2027 TFF 1.Lig Kayse...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
16.09.2026, 07:02
» Yorum 0
» Okunma 45
|
Rakamlar Kayserispor Diyo...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
15.09.2026, 12:24
» Yorum 0
» Okunma 48
|
Rakamlar Kayserispor Diyo...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
12.09.2026, 18:06
» Yorum 0
» Okunma 57
|
|
|
| Bank Asya 1. Lig'de 30 ve 31. hafta maçlarının programı belli oldu |
|
Yazar: BÖRTECINE 38 - 03.04.2008, 14:39 - Forum: TFF 1. Lig
- Yorum (1)
|
 |
Bank Asya'da 2 haftalik program!
Bank Asya 1. Lig'de 30 ve 31. hafta maçlarinin programi belli oldu. İşte 2 haftalik program..
30. HAFTA
12 Nisan Cumartesi
14:00 Malatyaspor - Kocaelispor: (İnönü)
14:00 Giresunspor - İstanbulspor: (Giresun Atatürk)
14:00 Elaziğspor - Boluspor: (Elaziğ Atatürk)
14:00 Gaziantep Büyükşehir Belediyespor - Karşiyaka: (Gaskispor Tesisleri)
13 Nisan Pazar
14:00 Eskişehirspor - Kayseri Erciyesspor: (Eskişehir Atatürk)
14:00 Altay - Diyarbakirspor: (İzmir Atatürk)
14:00 Kartalspor - Samsunspor: (Kartal)
14:00 Mardinspor - Orduspor: (21 Kasim)
14 Nisan Pazartesi
19:00 Sakaryaspor - Antalyaspor: (Sakarya Atatürk)
31. HAFTA
19 Nisan Cumartesi
14:00 Samsunspor - Giresunspor: (Samsun 19 Mayis)
14:00 İstanbulspor- Altay: (Bahçelievler İl Özel İdare)
14:00 Karşiyaka - Mardinspor: (İzmir Alsancak)
14:00 Boluspor - Gaziantep Büyükşehir Belediyespor: (Bolu Atatürk)
20 Nisan Pazar
14:00 Diyarbakirspor - Sakaryaspor: (Diyarbakir Atatürk)
14:00 Orduspor - Malatyaspor: (Ordu 19 Eylül)
14:00 Kayseri Erciyesspor - Kartalspor: (Kayseri Atatürk)
14:00 Elaziğspor - Antalyaspor: (Elaziğ Atatürk)
21 Nisan Pazartesi
19:00 Kocaelispor - Eskişehirspor: (İsmetpaşa)
|
|
|
| Tolunay Kafkas: "Hırslıyım, inatçıyım, savaşçıyım" (Tam saha Röportaji) |
|
Yazar: kayserispor.org - 03.04.2008, 12:50 - Forum: Güncel Spor Haberleri
- Yorum (2)
|
 |
Tolunay Kafkas: "Hirsliyim, inatçiyim, savaşçiyim"
![[Resim: news_manset_resim_4d_TolunayKafkas05.jpg]](http://www.ligtv.com.tr/uploads/news_manset_resim_4d_TolunayKafkas05.jpg)
Parlak bir oyunculuk döneminin ardindan Avusturya'da oynarken başladiği teknik adamlik kariyerini Milli Takimlarda sürdürdü. İlk kulüp tecrübesini Süper Lig'in kalburüstü takimlarindan Kayserispor'da yaşiyor ve hem oynattiği futbol hem de elde ....
--------------------------------------------------------------------------------
Parlak bir oyunculuk döneminin ardindan Avusturya'da oynarken başladiği teknik adamlik kariyerini Milli Takimlarda sürdürdü. İlk kulüp tecrübesini Süper Lig'in kalburüstü takimlarindan Kayserispor'da yaşiyor ve hem oynattiği futbol hem de elde ettiği sonuçlarla parmak isirtiyor. Teknik adamlikta büyük hedefleri olduğunu, tüm güçlüklere rağmen bu hedeflerine ulaşabilmek için direneceğini anlatiyor.
Röportaj: Mazlum Uluç
Uzun vadeli hedefleriniz var mi Kayserispor için?
Çok hirsli bir insanim ve çok büyük hedeflerim var. Ancak sadece benim hedef koymamla bu iş olmuyor. Yönetimin de ayni hedefleri benimsemesi gerekiyor. Kayserispor'un kulüp yapisi oturmuş durumda. Aslinda takim büyüyor ve takimla birlikte ekonomiyi de büyütebilsek Kayserispor çok önemli işler yapabilecek potansiyele sahip. Tabii bunlar çok kolay olmuyor. Ancak ben hayatim boyunca idealist oldum. Hirsim var, inatçiyim, savaşmayi ve kavgayi seviyorum. Sonuna kadar direneceğim.
Türkiye'deki teknik adamlar genellikle başina geçtikleri takimin sadece üst yapisiyla ilgileniyor. Ama aslinda geleceğe yatirim yapilacaksa teknik adamin A'dan Z'ye tüm kategorileri ele almasi gerekmez mi?
Doğru söylüyorsunuz. Aslinda yönetimler istikrarli ve uzun vadeli olsa teknik adamlar da uzun vadeli planlamalar yapabilir. Ben sabahin 8'inde sahaya girip akşamin 8'inde çikabilirim. Yildiz takimindan genç takimina, süper genç takimindan PAF takimina hepsiyle ilgilenebilirim. Ancak Kayserispor'da bu düzen tam oturmuş değil. Tesis yapmaya çalişiyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanimizin büyük çabalariyla stadimiz bitiyor. Eğer bize bir de tesis yaparsa kendisine minnettar kaliriz.
Başlangiçta Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz'u israrla elinizde tutarken, gelecek vaat eden bir yetenek olan İlhan Parlak'i Fenerbahçe'ye gönderdiniz. Bunu yaparken ne düşünmüştünüz?
İlhan'in kontratini uzatmak istedik ancak sicak bakmadi. Daha sonra Fenerbahçe'den maddi anlamda iyi bir teklif geldi ve kulüp de bu teklifi değerlendirdi.
Gökhan ve Mehmet'i tutmak istiyoruz
Ayni biçimde iyi teklif gelmesi durumunda Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz'u da gönderecek misiniz?
Elimizden geldiği kadar ikisini de tutmak ve yanlarina iyi oyuncular alarak takimi büyütmek istiyoruz. Mehmet Topuz'un bir sikintisi olduğunu düşünmüyorum. Ama Gökhan sezon sonunda bir takim değerlendirmeler yapacak. Onunla ilgili karari da en geç Mayis ayinda vermiş oluruz.
Kayseri modern bir stada kavuşmak üzere. Birincisi, stat ne zaman hazir olacak, ikincisi Kayserispor'un hedeflerinin büyümesine bir katki sağlayacak mi?
Yeni sezonda maçlarimizi bu statta oynayacağiz. Türkiye'nin en modern stadyumunun Kayserispor'a büyük bir ivme kazandiracağina inaniyorum. Siz de takdir edersiniz ki, Anadolu'da böyle bir projenin gerçekleştirilmesi kolay değil. Büyük bir olayi gerçekleştiriyoruz ama bunun üzerine sürekli koymamiz ve takimi devamli büyütmemiz lâzim. Bunun için de oyuncu gerekiyor.
Kayserispor iyi futbol oynayan, üç sezondur zirveyi zorlayan ve yildizlarini fedakârliklar yaparak elinde tutmaya çalişan bir takim. Kayseri şehrinin takimin bu performansina paralel bir destek verdiğini söyleyebilir misiniz?
Bunlar hep başariya endeksli. İçeride oynadiğimiz son maçimizda 25 bin kişi tribündeydi. Ancak maalesef taraftarlik bilinci tam anlamiyla yerleşmediği için insanlar sadece başarili sonuçlar elde edildiğinde stada geliyor. Biz de bu başarili sonuçlari sürdürmek ve taraftar sayimizi artirmak zorundayiz.
Kayseri şehrinin sahip olduğu zenginlik, takimi da potansiyel şampiyon adaylari arasina sokmali diye düşünüyorum. Böyle bir hedeften söz etmek mümkün mü?
Kayseri sanayisi ve kültürel mirasiyla önemli bir kent. Bence sporda da atilim yapmasi ve çok önemli yerlere gelmesi gerekiyor ancak taşin altina elini sokmak lâzim. Anadolu'dan bir şampiyon çikacaksa bu Kayserispor olabilir, Sivasspor olabilir. İki takimin da iyi kadrolari var. Neden olmasin? Yeter ki inanç birlikteliği sağlansin.
Taklit ederek bir yere varilmaz
Teknik direktörlük kimliğiniz belirlenirken en çok kimlerden etkilendiğinizi düşünüyorsunuz?
Fatih Hocanin hem oyunculuğumuza hem de teknik adamliğimiza çok önemli katkilari oldu. Tabii ki onu örnek aliyoruz. Ancak her teknik adamin farkli bir kişiliği olmali. Bu benim için çok önemli. Ben kendi başima Tolunay Kafkas'im. Kendi modelimi kendim oluşturmaliyim. Sadece taklit ederek bir yere varmaniz mümkün değil.
Futbolu yakin dönemde birakmiş, genç bir teknik adam olmak futbolcularla ilişkilerinizi nasil etkiliyor? Sonuçta futbolcularinizla aranizda büyük bir yaş farki da yok.
Aslinda çok da genç sayilmam. 40 yaşindayim ve bana en yakin oyuncu 33 yaşinda. İşin sadece antrenörlük yönü değil, oyuncuyla olan diyaloğunuz, ilişkiniz de çok önemli. Tabii bu işin içinden gelmiş olmanin avantajlari var. Onlarin psikolojisini anliyorum ve iyi ilişki içinde olduğumuzu düşünüyorum.
Oyuncuyla ilişkide empati de önemli herhalde.
Empati sadece futbolda değil hayatin her alaninda önemli. Bir oyuncu olumsuz bir davraniş sergilediğinde nedenlerine inmek zorundasiniz. Bu nedeni belirlediğinizde oyuncuyu kazanmak daha kolay oluyor. Bunun yani sira teknik adamlikta liderlik vasiflari da çok önemli.
Keskin olmak zorundasiniz
Abdullah Avci'nin "Futbolcu olduğum dönemde bana yapilanlari futbolcularima yapmayarak başarili oldum" diye bir sözü bana oldukça ilginç gelmişti. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Buralara çok kolay gelmedik. Bugünün antrenör modelleri ile bizim oynadiğimiz dönemdeki antrenör modelleri arasinda çok büyük farkliliklar var. O farkliliklari görüp de kendinizi geliştirdiğiniz zaman bir yerlere geliyorsunuz. Hiç kimse kendisine yapilmasini istemediği şeyi bir başkasina yapmamali. Ama oyuncu da bunu anlamali. Anlamadiği zaman hemen işini bitirip göndereceksiniz. Biraz keskin olmak zorundasiniz yani.
Eski ve yeni antrenör modelleri arasindaki farki biraz açabilir misiniz?
Eski antrenörler daha acimasizdi. Ben 1987'de profesyonel oldum; o dönemdeki teknik adamlar oyuncunun psikolojisinden anlamiyordu. Karşilarindaki oyuncuyu insan değil de makine olarak görüyorlardi. Şu elinizdeki teyp bozulduğu zaman neden bozulduğunu anlamak ve onarmak için tamirciye götürüyorsunuz. İnsan da bazen bir şeyi istemiyor. O zaman bunun nedenlerini araştirmak gerekiyor. Baski yapmak, ona kötü davranmak veya onu yok saymak oyuncuyu tamamen kaybetmenize yol açiyor.
İskelet kadronuzu bozmadiniz ve geçtiğimiz sezondan daha fazla puan topladiniz, daha fazla gol atip daha az gol yediniz. Bunu sadece takimin biraz daha oturmuş olmasiyla mi açiklayabiliriz?
Aslinda kadroda önemli değişiklikler oldu. Koray, Ali Turan, Saidou, Mehmet Eren ve Cangele takima bu sezon gelen oyuncular. Takim savunmasina çok önem veriyoruz. Top rakibe geçtiğinde bütün oyuncular topu almak için mücadele etmeli. Birlikte oynamak ve birlikte düşünmek de çok önemli. Farkli bir oyun anlayişimiz var ama o da bizde sakli kalsin.
Birçok teknik adam takima istediği futbolu oynatabilmek için uzunca bir zaman ister. Ancak siz kisa sürede Kayserispor'u belirli bir çizginin üzerine taşidiniz.
Lige iyi başladik. Aslinda iyi oynadiğimiz ve kazanabileceğimiz maçlari da bazen beraberlikle bitirdik ve ilk yariyi 26 puanla tamamladik. Bundan önemlisi, bana çok inanan başkanimiz Recep Mamur ve Menajerimiz Süleyman Hurma var. Onlar arkamizda durduğu sürece yavaş yavaş her şey oturmaya başladi. İkinci yariya da müthiş bir başlangiç yaptik ve takimi bir yerlere getirmeye çalişiyoruz. Bu sadece benimle ilgili bir şey değil; başlangiçta doğru teknik adam seçimi yapilmali ve arkasinda durulmali.
Siz "Ne olursa olsun bana güvenen birileri var. Doğru bildiğimi uygulamayi sürdürebilirim" rahatliğini mi hissediyorsunuz?
Tabii, bize güvendiler ki buraya getirdiler. Ama futbol enteresan bir oyun ve başarisiz olursaniz bedelini ödemek zorundasiniz. Allah'a çok şükür ki biz o noktaya gelmedik.
İç sahada çok başarilisiniz ama deplasmanda sorunlariniz sürüyor. Aslinda benzer bir sorunu geçtiğimiz sezon da yaşamişti Kayserispor. Bu saha seçme meselesi hakkinda ne düşünüyorsunuz?
Aslinda sezonun ikinci yarisinda deplasman fobimizi de aştik ve ilk üç diş saha maçimizi kazandik. İlk yarida da deplasmanlarda kötü oynamamiştik. Dokuz maçin altisini berabere bitirdik, üçünü kaybettik. Bu şanssizlik bir yerde kirilacakti, biz de bunu ikinci yarinin başindan itibaren kirdik.
Ligin üstündeki beş takimdan sonra müthiş bir kopma söz konusu. Orta direk diye nitelendirilebilecek takim kalmadi. Bir şampiyonluk yarişi yapanlar var, bir de düşmemeye oynayanlar. Sizce ligimiz nereye gidiyor?
Aslinda ben böyle bakmiyorum. Alttaki gruptan Gençlerbirliği, Denizlispor, Trabzonspor, Ankaraspor bu noktalarda olmayabilir, üst siralari zorlayabilirdi. Bana sorarsaniz geçen sezona göre daha kaliteli bir lig oynaniyor. Takimlar daha iyi. Ancak birbirine çok denk olduklari için ufak detaylar maçlarin sonuçlarini belli ediyor. O detaylari iyi kullananlar yukarida kaldi.
Aykut Kocaman'in "Sahada bir kaos var ama oyun yok" biçiminde bir eleştirisi var Türk futboluyla ilgili. Gerçi Kayserispor'u oyun oynamaya çalişan bir takim olarak görüyoruz ama bu genel yargiya katiliyor musunuz?
Oyunu iyi oynatmaya çalişan teknik adamlar da var, böyle yapmayan teknik adamlar da. Bu da bir futbol mantalitesi. Ama ben kendi adima her türlü oyunla baş etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunlarla baş etmeyi beceremezseniz hayatin dişinda kaliyorsunuz.
Takimimin bir oyun şablonu olmali
Sizin açinizdan iyi oyun önemli mi, yoksa "Her maçi kötü oynayayim ama kazanayim" diye düşünür müsünüz?
Hayir, böyle bir şey düşünmem. Bir oyun şablonunuz, bir oyun felsefeniz olmasi lâzim. Onu oturttuktan sonra bence sonuçlar da geliyor. İyi oynamak önemli. Benim takimimi izleyenlerin "Bu takimin bir oyun şablonu var" demesi gerekir. Ben sistemin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu sistemi oturtup geliştirmeye çalişiyorum.
Sizin oyun sisteminize bakinca iki ön liberonun da topu oyuna sokma becerisi olduğunu, beklerinizin oyuna katildiğini, orta sahanin kanatlarinda süratli ve adam eksilten oyuncular bulunduğunu görüyoruz.
Buradaki mesele şu, sistem önemli, oyuncu seçimleri ve oyuncu kalitesi çok önemli. Biz şu anda bunu yakaladik ama oyunda ufak tefek eksiklerimiz var. Hem oyun hem de oyuncu kalitemizi biraz daha yükselterek bu eksiklerimizi giderebiliriz.
Günümüzde tek santrforla oynamak moda. Büyük takimlarin bir kismi bile böyle oynarken siz çift santrfordan vazgeçmiyorsunuz.
Elinizdeki malzemeye göre bir şey yapmaya çalişiyorsunuz ama ben mümkün olduğu kadar çift santrforu tercih ediyorum. Tabii oyun planina göre santrforlarin farkli özellikleri olmasi gerekiyor. Kayserispor'da içeride ve dişarida çift santrforla oynamayi sürdürüyoruz.
Ertuğrul Sağlam'i beğeniyorum
Futbol tarzini beğendiğiniz teknik adamlar var mi ligimizde?
Ertuğrul Sağlam'i beğeniyorum. Zaten dostum ve yakindan tanidiğim bir teknik direktör. Daha iyi şeyler yapacağina ve çok başarili olacağina inaniyorum. Ama bu işler kolay değil. Bir süreç gerekiyor.
Yabanci teknik adamlardan beğendikleriniz var mi?
Yok.
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükseldi. Zico'yu da beğenmiyor musunuz?
Hayir. Bence elindeki malzemeyle çok az iş yaptiğina inaniyorum. O malzemeyle Fenerbahçe çok daha üst noktalarda olmaliydi.
"Keşke benim takimimda olsa" dediğiniz oyuncular kimler?
Fenerbahçe'den Gökhan Gönül gibi bir oyuncum olmasini isterdim. Ankaragücü'nden Gökhan Emerciksin'i isterdim. Süratli, çabuk ve adam eksilten oyunculari seviyorum. Zaten oyuncu seçimimde de buna dikkat ediyorum. Ağir oyunculari kullanmak istemiyorum. Futbolcu atletik olmali.
Bu kadar fazla teknik direktör değişikliğini nasil açiklayabiliriz? Aslinda başarili olan takimlara baktiğimizda mutlak bir istikrar görüyoruz. Ama yine de istikrarsizliği seçmekten vazgeçmiyoruz.
Yöneticiler çok çabuk paniğe kapiliyor. Baştan doğru adamla çalişmak çok önemli. O da yetmiyor, doğru kadroyu bulmak önemli. Bu ikisi bir araya gelmeyince çok sik teknik direktör değişiklikleri oluyor ve maalesef Türkiye'de istenen düzeyde ve kalitede antrenör yetişmiyor. İşte görüyorsunuz, Ertuğrul Hoca'nin dişinda Fenerbahçe'yi, Galatasaray'i yabanci antrenörler çaliştiriyor.
Biz yabanci teknik adamlara daha toleransli mi davraniyoruz? Onlar daha kredili mi geliyor göreve?
Kredililer tabii. Çok sağlam anlaşmalar yapiyorlar. Banka teminatlari istiyorlar. Bir de bizde enayi derecesine varan bir yabanci hayranliği var ve bunu kiramiyoruz. Maalesef işin aci tarafi bu.
Avrupa'yi da gördünüz, burada da birçok yabanci teknik adamla çaliştiniz. Yerli antrenörle yabanci antrenör arasinda ne gibi farklar var?
Mutlaka çok üst düzey teknik adamlarin tarzlari, duruşlari, ilişkileri çok farkli. Bu biraz da kültür meselesi. Ama bahsettiklerim Lippi'ler, Wenger'ler. Bunlar dünya çapinda önemli futbol adamlari. Ancak bu tip teknik adamlar da Türkiye'ye gelmiyor.
Siz sevincini fazla belli etmeyen, bazen "asik suratli" diye de değerlendirilebilecek bir teknik adamsiniz. Bu konuda eleştiri aliyor musunuz?
Ben sevincimi soyunma odasinda oyuncularimla paylaşiyorum. Bu biraz yetiştirilme tarzindan da kaynaklaniyor. Hayati zorluklar içinde geçiriyorsunuz. Bir tarafinizda bir yara var ve o yara hiç kapanmiyor, devamli kaniyor. Bu nedenle hayata çok da keyifle bakamiyorsunuz. Bu benim için çok özel bir durum olduğu için kimseyle de paylaşmiyorum.
Oyuncu kişilikli olmali
Bir teknik adam için sadece grup çalişmalari değil, oyuncusunun kişisel gelişimine katki sağlamak da önemli değil mi?
Ben ikisiyle de çok ilgileniyorum. Bir kere oyuncularimin dik durmalarini, kişilikli olmalarini, olaylar karşisinda doğru davraniş biçimleri sergilemelerini istiyorum. Çünkü kendi oyunculuğum da böyleydi. Çok eyvallah eden birisi değildim, oyuncularimin da böyle olmasini istiyorum. Onlarla bu konuda devamli konuşuyorum ve gerekli şeyleri söylüyorum.
Milli Takimimiza gelirsek… Euro 2008 finallerine gidiyoruz. Siz de Milli Takimlarin içinden gelen bir teknik adam olarak finallerdeki durumumuzu nasil değerlendiriyorsunuz?
Çok zor bir grup olduğunu düşünüyorum. Ama Fatih Hoca'nin ve Milli Takimimizin bu gruptan başariyla çikacağina inaniyorum. Finallerdeki her grup zor ama bizim grubumuzun hepsinden daha zor olduğunu düşünüyorum. Portekiz'in oyun anlayişi çok farkli. Çok önemli silahlari var. İsviçre'nin ev sahibi olmasi bizim için dezavantaj. Çekler, Almanya'nin önünde gruptan birinci çikan bir takim ve her zaman ekol oldular. Bu nedenle işimizin zor olduğunu söylüyorum. Ama bunu kolaya çevirmek de elimizde.
Avrupa'da oynayan önemli oyuncularimiz var. Onlarin uluslararasi tecrübesi Milli Takim için avantaj olarak değerlendirilebilir herhalde.
Çok büyük bir avantaj ama sergileyecekleri performans her şeyden daha önemli.
Hep yetenekli oyuncularimiz olduğunu söylüyoruz. Genç takimlar düzeyinde aldiğimiz sonuçlarla bunu da gösteriyoruz. Peki, sonrasinda ne oluyor da geriye düşüyoruz?
Yetenekli oyuncularimiz var ama yeteneği kullanma konusunda sikintilarimiz var. Bu da oyuncularin kişilikli yetiştirilmeleriyle ilgili. Bu çocuklari, işlerini sadece para için değil bir takim değerler için yaptiklarini anlatarak bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Büyük yildizlar yetiştirmek o çocuklarin sadece yeteneklerini değil, kişiliklerini de geliştirerek mümkün olabilir. Altyapilarda bu çocuklari kültürel değerlerle de eğitmek gerekiyor ama hiçbir kulübümüzde böyle bir çalişma yok.
Peki, genç oyuncularimizin Avrupa kulüplerine giderek kendilerini daha çabuk geliştirmesi mümkün mü? Siz o havayi teneffüs etmiş bir oyuncu olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bir kere farkli bir kültürle, farkli insanlarla tanişiyorsunuz. Dil probleminizi çözüyorsunuz. Bunlar bir insanin gelişiminde önemli faktörler.
Kişisel hedeflerinize gelirsek, kendinize nasil bir kariyer planlamasi yapiyorsunuz? Diyelim ki Kayserispor'da başarili oldunuz, sonrasinda neyi hedefliyorsunuz?
Kayserispor'da daha da başarili olmayi (Gülüyor). Ben "Taş yerinde ağirdir" diye düşünüyorum. Burada yapilacak çok iş var.
Oyuncularimiz Avrupa'ya gidemiyor diyoruz ama teknik direktörlerimiz bu konuda daha da geride.
Gidemez ki, nasil gitsin? Türk antrenörleri için bunlar çok ütopik şeyler. Bir kere dil sorunu var. Öyle bir vizyonu yok, öyle bir açilimi yok.
Siz kendinize böyle bir hedef koyuyor musunuz?
Neden olmasin?
|
|
|
| Hakkı Tolunay Kafkas Hırs Küpü |
|
Yazar: Akrep_Kral38 - 03.04.2008, 10:49 - Forum: Diğer Haberler
- Yorum (5)
|
 |
Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas ''Çok hirsli bir insanim ve çok büyük hedeflerim var'' dedi.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi internet sitesine açiklama yapan Kafkas, teknik adamlikta büyük hedefleri olduğunu, tüm güçlüklere rağmen bu hedeflerine ulaşabilmek için direneceğini kaydetti.
Kafkas, çok hirsli bir insan olduğunu ve çok büyük hedeflerinin bulunduğunu ifade ederek, şunlari söyledi:
''Kayserispor'un kulüp yapisi oturmuş durumda. Aslinda takim büyüyor ve takimla birlikte ekonomiyi de büyütebilsek Kayserispor çok önemli işler yapabilecek potansiyele sahip. Tabii bunlar çok kolay olmuyor, ancak ben hayatim boyunca idealist oldum. Hirsim var, inatçiyim, savaşmayi ve kavgayi seviyorum. Aslinda yönetimler istikrarli ve uzun vadeli olsa teknik adamlar da uzun vadeli planlamalar yapabilir. Ben sabahin 8'inde sahaya girip akşamin 8'inde çikabilirim. Yildiz takimindan genç takimina, süper genç takimindan PAF takimina hepsiyle ilgilenebilirim. Ancak Kayserispor'da bu düzen tam oturmuş değil. Tesis yapmaya çalişiyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanimizin büyük çabalariyla stadimiz bitiyor. Eğer bize bir de tesis yaparsa kendisine minnettar kaliriz.''
Kafkas, Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz'u ellerinde tutmak istediklerini de belirterek, şöyle devam etti:
''Gökhan ve Mehmet'i tutmak istiyoruz. Elimizden geldiği kadar ikisini de tutmak ve yanlarina iyi oyuncular alarak takimi büyütmek istiyoruz. Mehmet Topuz'un bir sikintisi olduğunu düşünmüyorum, ama Gökhan sezon sonunda bir takim değerlendirmeler yapacak. Onunla ilgili karari da en geç mayis ayinda vermiş oluruz.
Yeni sezonda maçlarimizi yapimi süren yeni statta oynayacağiz. Türkiye'nin en modern stadyumunun Kayserispor'a büyük bir ivme kazandiracağina inaniyorum. Büyük bir olayi gerçekleştiriyoruz, ama bunun üzerine sürekli koymamiz ve takimi devamli büyütmemiz lazim. Bunun için de oyuncu gerekiyor.''
Tolunay Kafkas, yabanci teknik direktörleri beğenmediğini, Ertuğrul Sağlam'in futbol tarzini ise beğendiğini ifade ederek'' Ertuğrul Sağlam'i beğeniyorum. Zaten dostum ve yakindan tanidiğim bir teknik direktör. Daha iyi şeyler yapacağina ve çok başarili olacağina inaniyorum. Ama bu işler kolay değil. Bir süreç gerekiyor. Yabanci teknik adamlardan ise beğendiğim yok'' dedi.
|
|
|
| Ilginç Bir Araştırma (ama Gerçek) |
|
Yazar: Akrep_Kral38 - 03.04.2008, 10:42 - Forum: Sohbet & Serbest Konu
- Yorum (6)
|
 |
1988 - Sakarya
İşte az bilinen bir diğer tarihi maç. Çeyrek finale çikma mücadelesinde fener Sakarya ile eşleşmişti. Kadiköyde oynanan ilk maç 5-1 bitmişti. Ama bilin bakalim kim kazanmişti? SAKARYA !!!! Sakaryadaki maç formalite haline gelince, kupa kizi bir kere daha aci biçimde veda etmişti.
1989 - Beşiktaş
Haziranda oynanan kupa finali maçlarinda, ilk maçi 1-0 kazanan Beşiktaş, ikinci maçta da 2-1 geçirince, fenerin kupa ezikliği devam ediyordu.
1990 - Beşiktaş
21 Mart 1990'da oynanan yari final mücadelesi 3-0 gibi net bir skorla bitince artik fener iyice yalama olmuştu.
1991 - Ankaragücü
Tek maçlik yari final mücadelesinde Ankaragücü kariköyde fenere 3-1 takinca umutlar çime gömülüyordu.
1992 - Kocaelispor
2. ligde mücadele eden Kocaelispor, kupa maçini 1-0 kazanip çeyrek finale çikti. Fener formasindaki lacivert, iyice mor renge çalmaya başladi.
1993 - Beşiktaş
Yari finalde Beşiktaşin karşisina çikan kupa kizi, 1-0 ve 1-1'lik maç sonuçlariyla alişilmiş biçimde kupaya veda etti.
1994 - Beşiktaş
Bu sefer çeyrek finalde beklenen buluşma gerçekleşti. Beşiktaş kupa kizina 2-0 kayip, yoluna devam etti.
1995 - Trabzonspor
Türkiye kupasi finalde 2 maçlik güzel bir mücadele vardi. 2 maçi da Trabzon kazandi. (2-3,1-0)
1996 - Galatasaray
Final ilk maçini 1-0 kazanan Galatasaray, kadiköyde Souness'in bayrak diktiği rövanş maçinda, 1-1'lik skorla kupaya uzanirken, kupa kizi başka şeylere uzandi.
1997 - Beşiktaş
2-2 biten çeyrek final ilk maçindan sonra, rövanş maçinda Beşiktaş 1-0'la feneri geçip yari finale yükseliyordu.
1998 - Trabzonspor
İlk maçi fener kariköyde 2-1 kazanmişti. Rövanşta Trabzon turu geçecek şekilde maçi 1-0 önde götürürken, maçi çeviremeyeceğini anlayan fener belki masa başinda maçi çeviririz umuduyla sahadan çekilince 11 Şubat 1998'de oynana bu tarihi maçi Trabzon 3-0 hükmen kazandi.
1999 - Kupaya Katilamadi
Aptal ezikler, ayrica sahadan çekildikleri için bir sene kupadan men cezasi aldilar.
2000 - Pendik
Fazla söze gerek yok Bu maçin tüm detaylarini pendik dosyasinda okuyabilirsiniz.
2001 - Gençlerbirliği
Bala göte finale kadar çikan fener gene babayi aldi. Normal süresi 2-2 biten maçta Gençlerbirliği kupayi penaltilarla kazandi.
2002 - Denizlispor
Türkiye kupasi 4. turunda, 12 Aralik gecesi, Denizliyle Kadiköyde karşilaşan fenerin eline yine verdiler. Maçi 2-1 kazanan Denizli çeyrek finale çikarken, kupa kizi gene perişan oldu.
2003 - Konya
O dönem ikinci ligde mücadele eden Konya, henüz 2. turda feneri 1-0'la kupadan elediğinde, gazeteler atacak başlik bulmakta zorluk çekmediler. "2. Pendik Faciasi"
2004 - Gençlerbirliği
17 Mart 2004'te yari finalde iki takim Kadiköyde karşilaşti. Tek maç üzerinden oynanan bu maçta saha ve seyirci avantajini kullanmasi beklenen fenere Gençlerbirliği 4 tane tikayinca hayaller başka bahara kaldi. 2-4.
2005 - Galatasaray
Olimpiyat stadinda oynanan kupa finalinde Galatasaray 5-1 takinca, kupa kizi birkaç hafta kendine gelemedi.
2006 - Beşiktaş
Kupa kizi bu sefer de bir diğer kocasi Beşiktaşla İzmir de karşilaşti. 3 Mayis 2006'da oynan bu kupa finalini Beşiktaş 3-2 alinca, fenerliler kupanin sapiyla teselli bulmaya çalişti.
2007 - Beşiktaş
Kupa kizi, yüzüncü yilinda kupayi almaya niyetlendi. Ama, yari finalde yine Beşiktaşa takilinca hasret 25 yila çikti.
2008 - Galatasaray
Kupa kizi yabanciya gitmedi!
[SIZE="7"][COLOR="Red"]BİZLER ÇOĞALMADIKÇA ONLAR AZALMAYACAK
A N T İ __İ S T A N B U L[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
|