| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 109 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 107 Ziyaretçi) Bing, Google
|
| Son Yazılanlar |
Kayserispor'un Eski Futbo...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
Dün, 18:33
» Yorum 0
» Okunma 12
|
Kayserispor Yönetiminden ...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
30.03.2026, 23:29
» Yorum 0
» Okunma 17
|
Kayserispor Başkanı Nuret...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
29.03.2026, 18:59
» Yorum 0
» Okunma 22
|
2025-2026 Süper Lig: Kays...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
29.03.2026, 02:24
» Yorum 0
» Okunma 25
|
VAR: Ofsayt Dedi Kayseris...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
28.03.2026, 02:56
» Yorum 0
» Okunma 31
|
Erling Moe: “İkinci Yarı ...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
27.03.2026, 18:56
» Yorum 0
» Okunma 28
|
Kayserispor'dan sert tepk...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
27.03.2026, 07:57
» Yorum 0
» Okunma 32
|
2025-2026 Süper Lig: Genç...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
26.03.2026, 22:46
» Yorum 0
» Okunma 42
|
Kayserispor'da Nurettin A...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
26.03.2026, 16:00
» Yorum 0
» Okunma 41
|
Kayserispor, Gençlerbirli...
Forum: RSS Bağlantı Haberleri
Son Yorum: kayserispor.org
25.03.2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 46
|
|
|
| Atletico Madrid Maçına Yiyecek ve içecek gireblecek |
|
Yazar: Muhtar - 03.10.2007, 12:53 - Forum: Güncel Spor Haberleri
- Yorum (9)
|
 |
Erciyesspor kulubünden yapilan açiklamaya göre Erciyesspor-Atletico Madrid maçinin iftar saatine denk gelmesinden dolayi maça gelecek taraftarlari mağdur etmemek amaciyla stada dürüm ve içeceklerin girdirilebileceği,elma ve domates gibi sahaya atilabilecek yiyeceklerinse stada alinmayacaği bildirildi.
Kaynak: K.Erciyesspor Kulubü
|
|
|
| Platini:"Futbol kâr aracı değildir" |
|
Yazar: ks-ahmet-ks - 03.10.2007, 00:01 - Forum: Sohbet & Serbest Konu
- Yorum (2)
|
 |
Platini: "Futbol kâr araci değildir" ![[Resim: 56d6cb58fc4d4753b7a05032f1429c1e.jpg]](http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/56d6cb58fc4d4753b7a05032f1429c1e.jpg)
Futbol oynadiği dönemin tartişmasiz en önemli aktörlerinden biriydi. Sadece klasi değil, lider yapisi ve beyefendiliği ile öne çikti. Fransiz futboluna verdiği hizmetler nedeniyle "Şövalye" unvaniyla ödüllendirildi. Bugün oturduğu UEFA Başkanliği koltuğunda da bu unvanina lâyik bir misyon üstlenmiş durumda. Futbolun, endüstri çarklari arasinda ezildiği bir ortamda o hâlâ oyunun masumiyetini savunuyor, kulüpleri kâr elde edilebilecek birer yatirim araci olarak görenlerin futbola zarar verdiğini söylüyor.
Röportaj: Bağiş Erten
Platini deyince ne olursa olsun bizim aklimiza önce futbolcu Platini, sonra UEFA Başkani geliyor. Bu yüzden sorulara futbolculuk döneminizle başlayalim. Dünyanin en büyük futbolcularindan biri olarak unutamadiğiniz üç maç hangisiydi? Benim aklimda doğum gününüzde oynadiğiniz, Zico'nun penalti kaçirdiği ve Brezilya'yi penaltilarla elediğiniz bir maç var mesela…
Zor soru. İnsan o kadar çok maç yapiyor ki, unutamadiği ve unutmak istediği çok maç oluyor. Ama sanirim birkaçini ayirabilirim. Bunlar arasinda o Brezilya maçi ilk aklima gelmez açikçasi. Öncelikle ilk defa Nancy formasiyla profesyonel takima adim attiğim Nimes maçini unutamadiğimi söyleyeyim. 30 dakika oynamiştim, ama büyüleyiciydi. Sonraki maçta iki gol attim ama ilkinin yerini tutmadi. Zaten bu her futbolcu için böyledir. İlk maçinizi unutmazsiniz. İkinci olarak Hollanda maçini söylemeliyim. 1981'de milli takimla çiktiğimiz o karşilaşma ayni zamanda bir jenerasyonun ilk maçiydi. Parc de Prince'te 2-0 kazandik, ama onun ötesinde 1986'ya dek bir arada oynayacak ve büyük başarilara imza atacak bir takimin da ilk adimini attik. Fakat hepsi bir yana, 1982 Dünya Kupasi yari finalinde F. Almanya'ya kaybettiğimiz maç bir yanadir.
Schumacher'in Battiston'un çenesini kirdiği, uzatmalarda 3-1'den 3-3'e gelen ve penaltilarla kaybettiğiniz o dramatik maç mi?
Sadece dram yoktu o maçta. Eğlence, zafer, sevinç, üzüntü, kahroluş, umut ve hayal kirikliği… Hepsi ama hepsi vardi. Hayatin bütün duygularini bir tek maça siğdirmiş gibiydik. Gerçekten de yaşarken hissettiğiniz ne varsa bu maçta da o vardi. Bir sürü önemli maç oynadim ama finaller dâhil hiçbiri aklimda kalmadi. Çünkü futbolda önemli maçlar değil hikâyeler akilda kalir. Ben de hikâyesi olan maçlari unutamadim. Ne kadar yil geçerse geçsin o muhteşem anlar akilda kaliyor. Aslinda biraz askerlik gibi. Yaşarken biraz can sikici ama sonradan güzel şeyleri animsiyorsunuz.
Sokaklar yoksa mini sahalar olmali
Futbolu sokaklarda öğrenen, hatta asil olarak da sokaklarda, arsalarda öğrenilmesi gerektiğini düşünen bir futbol adamisiniz. Ama artik sokaklarda futbol oynanmiyor, arsalar kalmadi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Evet, artik o sokaklarda bol bol araba var ve arsalarda da binalar yükseliyor. Tabii ki bu önemli bir sorun bence. İşte bu yüzden gittiğimiz her yerde UEFA olarak Grassroots projelerinin öneminden dem vuruyoruz. Mesela bir 'Mini pitch' projesi o yüzden kiymetli. Madem sokaklarda artik futbol yok, bari okullarda mini sahalarda oynansin diye düşünüyoruz. Aslinda asil görevimiz bu bizim. Futbolun gelişimine katki sağlamak en önemlisi.
Büyük kulüpler, büyük organizasyonlar değil, futbolun gelişimi mi önemli?
Aynen öyle. Evet, futbolun ekolleri, büyük takimlari, başarili futbol ülkeleri var. Çok büyük kulüpler, büyük turnuvalarla dolu etrafimiz. Ama asil olarak futbol hâlâ sokakta, plajda, hatta her yerde oynanan bir oyun ve bu oyunu oynamak her zaman zevkli. Milyonlarca kişi lisansli olarak futbol oynuyor Avrupa'da. Asil olarak onlara bakmak lâzim. İşte futbolun bu yaninin gelişmesidir bizim işimiz. 53 ülke federasyonuna asil bu konuda yardim etmek istiyoruz. Çünkü geri kalan işler daha çok profesyonel işler ve üstelik daha vitrinde kalan, çoğu da problemli işler. Hatta şöyle söyleyeyim; bence mesela Türkiye Futbol Federasyonu'nun asil işi Norveç'i yenmek değil, Türkiye'de futbolun gelişimine katki vermek, futbolu iyi yönetmektir.
Transfer yaşi konusunda düzenlemeye gidilmeli
Futbolun gelişiminden devam edelim. Şu aralar, özellikle de yaz döneminde sürekli gençlik turnuvalari var. U20 Dünya Şampiyonasi, U17 Avrupa ve Dünya Şampiyonalari, Gençler Şampiyonlar Ligi vs. Bu turnuvalar yüzünden artik her oyuncu daha 14-15 yaşinda keşfediliyor. Bunun sonucu olarak da transferin yaşi çok küçülüyor. Avrupa'nin en büyük kulüpleri artik bu gençlerin peşinde. Sizce bu iyi bir gelişme mi?
Kesinlikle hayir. Futbol dünyasinin bu konuda mutlaka bir düzenlemeye gitmesi gerekiyor. Üstelik bu herkes için geçerli olmali. İşte bu yüzden UEFA Başkani olarak bir sürü yere yazilar yazdim, mektuplar gönderdim. Çünkü bu bir tek bizim çözebileceğimiz bir iş değil. Mutlaka teker teker ülkelerin de bu konuda duyarlilik göstermesi gerekiyor.
Sanirim bütün hükümet başkanlarina bu konuda bir mektup yazdiniz ve yeni hazirlanan Avrupa Anayasasi'na bu konuda bir takim düzenlemelerin de girmesi gerektiğini söylediniz. İstediğiniz tepkiyi aldiniz mi?
Ne yazik ki hayir. Görünen o ki hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya pek de gönüllü değil. Bunun Avrupa gençliğine karşi bir duyarsizlik olduğunu düşünüyorum. Düşünün Avrupa Birliği patatesin veya kakaonun değerini önemsiyor ama gencecik insanlari o kadar da önemli görmüyor. Bu mantikli bir şey değil.
Geçtiğimiz günlerde Herald Tribune gazetesinde bu konuda bir makale çikti ve gideceğiniz yolun uzun ve zorlu olduğu yazildi. Sanirim bu mektup girişimi pek de istediğiniz gibi sonuçlanmadi. Neden futbol gibi her toplumu etkileyen bir konuda, AB gibi dünyaya model olmaya çalişan bir birlikte böyle bir hassasiyet eksikliği var?
Bunun bir hassasiyet eksikliğinden kaynaklandiğini düşünmüyorum. Bu konuda, istediğimiz cevaplari ve arzu ettiğimiz desteği alamamamizin asil nedeni futbol değil politikadir. Çünkü oralarda farkli güç ilişkileri devreye giriyor ve futbolun iyiliği bu tip durumlarda geri planda kaliyor. Var olan düzeni değiştirmek demek bir sürü zorlukla da karşi karşiya kalmak demek. Bunu göze almak istemiyorlar. Onlar için futbol oyundan ziyade bir 'iş'. Onlar bu oyunu rekabetle değil piyasa verileriyle değerlendiriyor. Oyunun kendine özgü yanlarini, yarattiği sosyal değerleri pek kaale almiyor.
Her kulüp zenginleşsin istiyorum
UEFA Başkanliği seçimi sirasinda 'Zengin kulüpleri daha zengin yapmak için değil öncelikle futbolun gelişmesini sağlamak için görev istiyorum' demiştiniz. Hâlâ ayni görüşte misiniz?
Aslinda tam olarak öyle demedim. Benim kulüplerin zenginleşmesiyle ilgili bir problemim yok, olmaz da. Hiçbir zaman da büyük kulüplere karşi olmadim. Asil sorun olmayan bir zenginliğin varmiş gibi gözükmesi. Verilemeyecek paralarin ortaliklarda dönmesi. Örneğin, sorun bir Fenerbahçe'nin, Galatasaray'in, Beşiktaş'in, Trabzonspor'un çok para verip bir oyuncu almasinda değil. Ödeyemeyeceği bir paraya bu oyunculari getirmesinde sikinti var. Ben sadece zengin kulüpler değil, herkes zenginleşsin istiyorum. Ama bunun belirli prensiplere bağli olmasi gerektiğini söylüyorum. Kimi ülkeler bunun önlemini aliyor ve ona göre bir sistem kuruyor. Ama kimi ülkelerde böyle bir sinirlama yok ve ne olacaği havada kaliyor. İşte bu yüzden herkes için geçerli bir takim hükümlere ihtiyacimiz var.
Bu zenginlik meselesini biraz da 'yeni zenginler' sorunu üzerinden konuşalim. Güncel bir olayla ilgili bir soru sormak istiyorum. Malûm, Mourinho, Chelsea'den kovuldu. İngiltere gibi teknik direktör istikrari konusunda dünyaya model olmuş bir ülkede böyle bir olay yaşandi. Bu durumun biraz da futbola fütursuzca giren bu zenginlikle ilgili, keyfi bir davraniş olduğunu söylemek mümkün mü sizce? Siz nasil değerlendiriyorsunuz bu konuyu?
Sanirim bu konuda haklisiniz. Burada kesinlikle bir keyfiyet var. İşte bu yüzden futbolun bir kimliği olmali, buna dayanmali diye düşünüyorum. Bir futbol kulübünün başkaninin o ülkeyle, o takimla özel bir baği olmali. Bu sadece parayla kurulacak bir ilişki olamaz. Örneğin İstanbul'un Anadolu yakasi ile Avrupa yakasi maç yaptiğinda Galatasaray ya da Beşiktaş, Fenerbahçe'ye karşi diyebilmeliyiz. Beşiktaş sokaklarinda top oynayan gençler Beşiktaş'ta forma giymeli. 11 Brezilyali Fenerbahçe formasi, 11 Arjantinli Galatasaray formasi giyerse bu ayni şey olmaz ki. Taraftar burada kendini özdeşleştirecek bir şey bulamaz ki. Bunlar futbola özel kimlik veren konular. Ama işte böyle bağlariniz olmadiğinda keyfi de olursunuz, kolay da karar verirsiniz.
İngiltere'de son yillarda böyle dişaridan gelip kulüp satin alan pek çok zengin var. Bu tehlikeli mi?
Zenginlerin futbol kulübü almasinda bir sorun yok. Sorun onu bir futbol kulübü olarak değil de piyasadaki bir ürün olarak görmesinde yatiyor. Futbol kulüpleri kâr edebileceğiniz birer yatirim araci olamazlar, olmamalilar. Çünkü o zaman futbolun asil değerleri tehlikeye giriyor. Futbol bir kâr araci değildir, güzel bir oyundur. Futbolla hiç ilgisi olmayan amaçlarla gelip ondan bir rant yaratmak bence çok tehlikeli. Bunu sağlamak için kendi aralarinda kapali bir lig kursalar, bütün federatif yapilarin dişinda hareket etseler ve sadece oyundan kâr etmek için futbola yaklaşsalar iyi mi olur? Biz buna karşi mücadele ediyoruz.
NBA model olamaz
Bana garip gelen şu. ABD gibi serbest piyasa ekonomisini her yerde destekleyen bir ülke bile konu spor olunca düzenlemelere, regülasyonlara başvuruyor. Ortada bir NBA modeli var mesela. Hiç kimse keyfi hareket edemiyor. Sizce böyle modeller bir yol gösterir mi bize?
Ben NBA'in bir model olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü orada bir şov var, tam anlamiyla bir yarişma, bir rekabet yok. Düşme ve çikma yok. Herkes belli ve ona göre düzenlenen kapali bir sistem, hatta bir iş alani o. Avrupa spor modeli ise herkese açik, yarişmaci bir kimliğe sahip. Bu yüzden karşilaştirmayi doğru bulmuyorum.
Türkiye'nin Avrupa futbolundaki yerini sormak istiyorum. 2000'li yillarla birlikte bir atak yaptiğimiz kesin. Ama şu aralar sorunlar yaşiyoruz. Hem oynanan oyun açisindan hem de kimi şiddet olaylariyla ilgili bazi sikintilarimiz var. Siz Türkiye'yi Avrupa futbolunda nereye koyuyorsunuz?
Aslinda genel olarak ayni sorunlari herkes belirli dönemlerde yaşiyor. Litvanya'da, San Marino'da, Almanya'da da benzer sorunlar var. Bu futbolun genel kurali, bazen iyi bazen kötü oluyorsunuz. Ben UEFA Başkani olarak bu sorunlar arasinda bir hiyerarşi kuramam. Almanya'nin sorunuyla Malta'nin sorunu arasinda bir fark göremem. Genel olarak yaklaşirim ve herkese uygun çözümler ararim.
Şampiyonlar Ligi statüsünü tartişacağiz
Şampiyonlar Ligi'nin yeni statüsü ve yapisiyla ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Yeni bir Şampiyonlar Ligi statüsü ortaya sundunuz. Ve şimdi herkes bunu tartişiyor. Bu konuda tartişmalar nasil gidiyor? Bazi teknik adamlar, mesela Mourinho ve Wenger sizi destekledi, ama Ferguson ve Benitez pek memnun değil gibi…
Bakin ben bir teklif sundum ortaya. Aslinda bunu yapmayabilirdim. Kolay yolu seçer, teklifi bizim Yönetim Kurulu'na sunardim. Onlari da ikna ederdim ve yeni bir statü ortaya çikardi. Ama öyle yapmadim. Tartişmaya açik bir teklifi tercih ettim. Birisi çikar der ki, "Şurasi olmamiş." Diğeri der ki "Burasi kötü." Tartişiriz, sonucunda ortak bir noktaya geliriz.
Peki neden karşi çikiyorlar? Aslinda herkes için iyi şeyler var o yeni planda. Mesela ilk 16'ya girmeyen ülkeler, Şampiyonlar Ligi'ne son 10 yilda ortalama üç takim sokabilmişken siz bunu altiya çikariyorsunuz. Üstelik daha güçlü ülkeler de dört temsilciye kadar çikabiliyor. Belki bazi şeyler tartişilabilir, ama itirazlar sanki biraz fazla sert gibi.
Sorun kupa galiplerinin Şampiyonlar Ligi'ne katilmasiyla ilgili. Ama ben buna asil karşi çikiş nedeninin kupa şampiyonu ile ilgili değil organizasyona dair olduğunu düşünüyorum. Çünkü kupa organizasyonu birçok ülkede kulüpler birliği tarafindan değil federasyonlar tarafindan düzenleniyor ve bu bazi kesimleri mutsuz ediyor. Ama başta da dediğim gibi, ben bu konuda her türlü öneriye ve eleştiriye açiğim. Bu yüzden tartişmaya açtim ve bu yüzden bir an önce karar verelim derdinde değilim.
Bir de pazar payi meselesi var. Şampiyonlar Ligi'nde herkes oynuyor, ama bazilari çok daha fazla para kazaniyor. Üstelik bu farklar neredeyse 150 kati buluyor. Arsenal ve Sparta Prag arasinda futbol açisindan bu kadar büyük bir fark yok ama pazar payi açisindan var. Bu doğru mu sizce?
Tamam, bu ilk görünüşte çok adil gözükmüyor olabilir. Ama TV futbolu diye bir şey var ve herkesin değeri ayni değil orada. Bu pazar paylarini da direkt olarak bu TV pazarindaki değerler belirliyor. Öyle olunca da herkes TV'de ne kadar değerliyse o kadar para aliyor. Tamam, bu durumdan şikâyet edebilirsiniz, fakat algiyi değiştirmeniz çok zor. TV futbolunun realitesi bu. Bazilari daha fazla izleniyor ve daha değerli. İngiltere'de TV kanallari bu kadar çok para verince İngiliz kulüpleri de bir o kadar değerli hale geliyor işte. Bu da mantiksiz değil. Düşünsenize, bir İngiliz kanali neden bir Türk takimini zenginleştirmek için para versin ki?
Futbolda imparatorlar var. Bir Beckenbauer, bir Fatih Terim böyle aniliyor. Sörler var. Ferguson, Matthews... Siz de bildiğim kadariyla şövalyesiniz. Ama sizin işiniz daha zor. Çünkü hem futbolda eşitsizliğin giderilmesi ve hem de oyunun paraya alet olmamasini istiyorsunuz. İlk zamanlarda "Zenginleri daha zengin etmeye değil futbolu geliştirmeye geldim" diyordunuz. Fakat görünen o ki 'Yeldeğirmenleri' büyük ve 'Sanço Panço'lar az. Siz futbolun şövalyesi olarak bunlara nasil direneceksiniz? Zengin ve büyük kulüpler bu yolda size zorluk çikarmayacak mi?
Bir kere bir yanliş anlamayi düzelteyim. Ben kimsenin daha zengin hale gelmesine karşi değilim. Sadece birilerinin değil, herkesin zenginleşmesini istiyorum. Ayrica zenginliğin bir ayricalik olmamasini istiyorum. Kulüpler zengin olduklari için iyi yerlerde yer almasinlar, iyi olduklari için zengin olsunlar. İyi oynadiklari, başari kazandiklari için daha fazla kazansinlar, daha fazla kazanmak için şampiyon olmasinlar. Adlari Juventus, Manchester United olduğu için değil, başarili olduklari için hak ettikleri yeri alsinlar. Temel felsefem budur ve bunu sonuna dek savunacağim. Hem bu görüşlere neden zorluk çikarsinlar ki?
Futbolu, futboldan gelenler yönetmeli
Sizin de içinde bulunduğunuz, 80'ler jenerasyonu diye adlandirabileceğimiz bir grup söz konusu. Bugün futbolun tüm komuta kademelerinde onlari görüyoruz. Real Madrid'de sportif direktör olarak onlar var, teknik direktörlük koltuklarinin çoğunda onlar var, UEFA'yi da onlar yönetiyor. Bunun nedeni ne? Ve önümüzdeki jenerasyonlar da ayni yolu izleri mi sizce?
Bunun birkaç anlami var. Birincisi görünen o ki yaşlanmişiz (gülüyor). İkincisi parasal konularla ilgili. Bizim dönemimiz hiçbir zaman çok büyük paralarin döndüğü bir dönem değildi. Tabii ki hepimiz çok para kazandik. Ama futboldan sonra da çalişmak zorunda kaldik. Biz hiçbir zaman sadece futbolculukla multimilyoner olmadik. Bu yüzden futbolu biraktiktan sonra da bir takim işler yapmamiz gerekti. Hepimiz en çok futboldan anliyorduk, bu yüzden de futbolun içinde çalişmayi seçtik. Ama şimdi durum biraz farkli. Futbolcular o kadar fazla para kazaniyor ki, hayatlari boyunca başka bir iş yapmaya gereksinim duymuyorlar. Öyle olunca futbolu biraktiktan sonra futbola dair her şeye burun kiviriyorlar. Bence bu çok kötü bir gelişme. Çünkü futbolun içinden gelen insanlarin futbolun yönetiminde yer almasi çok önemli. Sadece yönetiminde de değil, yatiriminda da olmalilar. Futboldan hiç anlamayan kişilere bu işi birakmak yanliş.
Jean Tigana'nin çok yakin olduğunuzu biliyoruz. Acaba onunla UEFA'da da çalişacak misiniz?
Jean tabii ki her zaman çalişmak istediğimiz birisi. Sadece UEFA'da değil FIFA'da da yararlanacağimiz birisi. FIFA'nin Afrika üzerine geliştirdiği bir proje var. O konuda bize yardimci olacak. O projeyi Jean yürütecek.
Son günlerde biz üç Fransiz'i daha yakindan taniyor ve dinliyoruz. Birisi Tigana, diğeri de sizsiniz. Üçüncüsü ise Mösyö Sarkozy. Bildiğim kadariyla Fransa Cumhurbaşkani Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda pek iyimser değil ve bizi birliğe katilmak için çok uygun görmüyor. Siz ise Avrupa futbolunun başi olarak Türkiye'yle yakin bir ilişkiye sahipsiniz, asbaşkaniniz bir Türk. Ne diyorsunuz Sayin Sarkozy'nin görüşleri hakkinda?
Bu konuda bir şey söylemek mümkün değil. Hem benim konum da değil, ben futbolla ilgileniyorum. Üstelik Fransa Futbol Federasyonu'nun değil, 53 ülkeden oluşan UEFA'nin Başkaniyim. Bu yüzden bu soruya yanit vermeye yetkili değilim.
İstanbul'a gelen Asya'da olmadiğini anlar
O zaman şöyle sorayim. Biliyorum ki, İstanbul'a bu ilk gelişiniz değil. Daha önce de bir tekne gezisi sirasinda sizinle yine TamSaha adina röportaj yapma şansi bulmuştum. O zaman da şehir hakkinda konuşmuştuk. Hatta saraylar hakkindaki bilginizle beni şaşirtmiştiniz. İstanbul'u taniyor olmaniza çok sevinmiştim. Sanirim buraya olan yakinliğiniz biraz da bizi tanimak istemeniz ve bu yönde çaba göstermenizle ilgili değil mi?
Aslina bakarsaniz o kadar da bilgili değilim. Birkaç şey biliyorum ama ayrintili değil. İstanbul'un Konstantinopolis olduğu dönemlere dair bir şeyler biliyorum. Sonra alinişini biliyorum. Ama çok fazla bilgi yok dağarciğimda. Çünkü Fransa'daki eğitim sistemi bu konuda sorunludur. Tarihî hikâyeler konusunda etik sikintilar vardir. Biz sömürgeleri bile ancak onlar özgürleştikten sonra okumaya, öğrenmeye başladik. Zaten asil sorun da bu. Basmakalip fikirler bizi yanliş yönlendiriyor. Türklerin Fransa'daki imaji şudur. Türk gibi kuvvetli diye bir laf vardir mesela. Bu imajda kisa boylu (senin gibi deyip gülüyor), biyikli (yine senin gibi diyor) ama güçlü bir adam vardir. Oysa bunlar çok klişe kaliplar. Bunlari aşmak lazim. Sarkozy de bu açidan bakiyor. "Türkiye Avrupalidan daha çok Asyalidir derken bu imaj sorununa takiliyor. Fakat çok fazla bilmediğimiz ve karikatürleştirdiğimiz bir şey hakkinda görüş bildirmek doğru değil. Ben Şenes Erzik'le ilk taniştiğim zaman onu Norveçli zannettim. İşte bu önyargilardan kurtulmak lazim. Türkiye'nin kendisini bu anlamda tanitmasi lâzim. Diğerlerinin de bu konuda bir yargiya varmadan önce hiç değilse gelip bir İstanbul'u görmesi gerek. İstanbul'a gelen biri Asya'da olmadiğini anlar hemen.
Futbol bu tanitmayi ve tanimayi, yani karşilikli tanişmayi ve öğrenmeyi kolaylaştirmaz mi?
Tabii ki kolaylaştirir, fakat yeterli değil. Çünkü buraya bir maçliğina gelen "Egzotik bir ülkeye geldim" diye düşünüp ona göre şartlaniyor.
|
|
|
| Kayserİ |
|
Yazar: paladinho'KS' - 02.10.2007, 23:26 - Forum: Kayseri şehri
- Yorum (11)
|
 |
Dur GardaŞ! Bİr Selam VergeÇ ,dostuna
Yabanci DeĞİlsİn Bzİm Eldensİn
Endamin,gururun Bİze Benzİyor.
YİĞİdİn Harman OlduĞu Yerdensİn.
Kayserİlİsİn GardaŞ Tanidim Senİ
Neredensİn SÖyle GardaŞ İlÇenİ?
Bİlİrİm Ben Kayserİden GÖÇenİ
GardaŞ,sen Kayserİ Neresİndensİn?
Pastirma Sucuk Sana Emanet
YİĞİtlİk Var Sende Etmezsİn Mİnnet
ÇaliŞkan,hatirnaz,hem Dost Hemde Mert
GardaŞ Talasin Neresİndensİn
Yahyalinin Berrak Suyundanmisin?
SelÇuklularin Asİl Soyundanmisin?
Yoksa ÜÇ Beldenİn Bİrİndenmİsİn?
GardaŞ,sen Yahyalinin Neresİndensİn?
Namin DuyurmuŞsun DÜnya Alemde
Pastirman Sucugun DÜnya Dİlİnde
Tekİr Seslİ,yayla Yolunda
GardaŞ,sen PinarbaŞinin Neresİndensİn?
Alİdagini Kanat Gerer ÜstÜne
YİĞİt GardaŞ,mert Davranir Dostuna
Sahİp Çikan HemŞehrİne,neslİne
GardaŞ,Özvatanin Neresİndensİn?
Asİl Soylu GÜzel Huylu HemŞehrİm
BÜyÜk GÖlden Su İÇmİŞe Benzİyon
Kayserİye GÖnÜl Verİn YÜrekten
GardaŞ Sen Erkİletin Neresİndensİn?
Soganli Vadİsİnİn GÜzel Yerİnden
Sessİz Durup YÜkeslİrsİn Derİnden
BÜnyanin YİĞİt BekÇİlerİnden
GardaŞ Sen BÜnyanin Neresİndensİn?
GÖnÜl GÖzÜ İle DÜnyayi GÖren
İnsanliĞa Örnek Olan YÖn Veren
Mİmarsİnan DoĞduĞu Yerden
GardaŞ Sarizin Neresİndensİn?
GÜr Sesİyle YÜkseklerden Haykiran
Sarilirsan Kayserİye DoĞrudan
İŞsİzlİkten GÖÇtÜn Sende Yurdundan
GardaŞ,yeŞİlhİsarin Neresİndensİn?
HoŞgeldİn HemŞehrİm ,dost Kervanina
Tomarzayi Aldin Yanina
GÖĞsÜm Kabariyor GÜzel Adina
GardaŞ,tomarzanin Neresİndensİn?
İÇtİnİz Mİ GardaŞ, Ercİyesİn Suyundan ?
Yedİnmİ Kayserİ Mantisindan
Merkezİne Yakin Çevre KÖyÜnden
GardaŞ,sen Felahİyenİn Neresİndensİ
Erciyes Sİper OlmuŞ BaĞrina
Şİİİrler YazilmiŞ Senİn UĞruna
HoŞgelmİŞsİn Sende Dost Kervanina
GardaŞ,develİ Neresİndensİn?
Baba Vatanimsin,benİm İlİmsİn
GÖnlÜmde Taht Kuran GÜlsÜn ÇİÇeksİn
Senİ Sevenlerİ Candan Seversİn?
GardaŞ,kayserİnİn Neresİndensİn?
|
|
|
| Fm Aşkı Devam Ediyor--FM 2008 Demo Çıktı |
|
Yazar: SZA - 02.10.2007, 00:01 - Forum: Sohbet & Serbest Konu
- Yorum (12)
|
 |
SI Games açikladiği gibi FM 2008 DEMO´yu 2 versiyon olarak söylediği tarihte yayinladi. Demo´yu indirmek için gerekli olan bilgi ve linkler haberin devaminda...
Football Manager
Diller: Ingilizce, Danimarkaca, Isvecce, Fransizca, Italyanca, Flemenkce, Norvecce, Portekizce, Ispanyolca.
Quickstartlar: Ingiltere, Iskocya, Portekiz, Ispanya, Italya, Fransa, Brezilya and Isvec, Norvec, Finlandiya ve Danimarka
Strawberry Demo Direk Link PC
Worldwide Soccer Manager
Diller: Ingilizce (ABD), Ingilizce, Ispanyolca, Fransizca
Quickstartlar: ABD, Meksika, Ingiltere ve Italya
Strawberry Demo Direk Link PC
Futbol Manager
Diller: Ispanyolca, Portekizce
Quickstartlar: Arjantin, Brezilya ve Meksika
Strawberry Demo Direk Link PC
Vanilya Demo - Oyuncu resimleri, facegen, ve diger resim dosyalari yok - quickstartlar Ingiltere ve Iskocya (75-100 MB arasinda buyukluk)
Vanilya Demo Direk Link PC
en sondaki vanilla demoyu tavsiye ederim boyutu küçük ama kullanişli. sadece oyuncu resimleri yok.
bide eğer konu kurallara aykiriysa kaldirin. ama sanmam sigames yayinliyor demoyu
|
|
|
| Deplasmanda puan alan yok |
|
Yazar: ks-ahmet-ks - 01.10.2007, 23:18 - Forum: Sohbet & Serbest Konu
- Yorum (5)
|
 |
haftanin sonuçlarini incelerken gözüme çarpti,bu hafta hiç bir deplasman takimi oynadiği maçlarda ne galip gelebilmiş nede puan alabilmiş.
Bütün galibiyetler ev sahibi takimlara ait
İst.B.Belediye 4 - 1 V.Manisa
Galatasaray 2 - 1 Beşiktaş
G.Birliği Oftaş 2 - 0 Ç. Rizespor
Trabzonspor 1 - 0 Konyaspor
Gençlerbirliği 3 - 1 Kasimpaşa
Denizlispor 2 - 0 Kayserispor
Sivasspor 3 - 2 Bursaspor
Fenerbahçe 2 - 0 Ankaragücü
Gaziantepspor 1 - 0 Ankaraspor
|
|
|
| Istenen Futbolcu Olmak Guzel(MEHMET TOPUZ) |
|
Yazar: KaptanK - 01.10.2007, 17:11 - Forum: Güncel Spor Haberleri
- Yorum (51)
|
 |
"İstenen futbolcu olmak güzel"
Kayserispor'un milli futbolcusu Mehmet Topuz, sezon başindaki transfer teklifleri için, ''İstenen futbolcu olmak her zaman gurur vericidir'' dedi.
Mehmet topuz, Futbol Federasyonu'nun resmi yayin organi TamSaha Dergisi'nin Ekim ayi sayisinda yer alan röportajinda, transferinin sürekli gündemde olmasinin kendisini nasil etkilediği sorusuna, ''Beni iyi yönde etkiledi. Hiçbir zaman rahatsiz olmadim. Tek rahatsizliğim yalan haberlerdi. Örneğin 'İmza atti' diye haber yazanlar oldu, ama ben Kayserispor dişinda hiçbir takima imza atmadim. Bu tip yalan haberler üzdü beni'' diye yanit verdi.
İstenen futbolcu olmanin her zaman gurur verici olduğunu ifade eden Mehmet, ''Sonuçta Türkiye'nin en büyük takimlari istiyor sizi ve bu da beni çok mutlu eden bir şey'' derken, bu ilginin kafasini kariştirip kariştirmadiğinin sorulmasi üzerine, ''Ben kendimi biliyorum. Oynadiğim kulübü de biliyorum ve bence bu tip teklifler kendisini bilen futbolculari çok etkilemez'' dedi.
Mehmet, ''Gitmek isteyip bir gidememe durumu söz konusu mu? Bir gönülsüzlük var mi?'' sorusuna ise, ''Yok. Öyle bir şey asla söz konusu değil. Ben profesyonel bir futbolcuyum. Kayserispor için elimden gelenin her zaman en iyisini yapmaya çalişirim. Zamani gelince ben de gideceğim elbette. Ama biraz daha vaktim var'' cevabini verdi.
Kayseri'de son birkaç yildir önemli gelişmeler olduğuna değinen Mehmet, şöyle devam etti:
''Bu açikça ortada olan bir gerçek. Bu gelişmenin en önemli nedeni Kayseri'de futbola verilen önemin artmasidir. Daha önce de futbol Kayseri için önemliydi ama kisa süreli başarilar yakalanmişti hep. Takim bir kez lige çikinca çok dayanamiyordu, çünkü bunu sağlayacak bir altyapi yoktu. Ama son yükselişten sonra durum değişti. Şu an sağlikli yükselişini sürdürmek için yildizlarini satmayan bir takima kadar ulaştik.''
|
|
|
|